İstanbul’da Bir Akşam: Trafikte Başlayan Düşünceler İstanbul’da günün en zor kısmı sabah değil, akşam dönüş yolu. Ofisten çıktığımda saat çoğu zaman 18.30’u geçiyor. Masadan kalkarken ekranı kilitliyorum, çantamı alıyorum ve o klasik soru zihnime düşüyor: “Bugün de her şey yolunda mı gidecek?” Geçen hafta Levent’ten Kadıköy’e dönerken trafikte sıkışıp kaldığımda, önümdeki aracın ani fren yapmasıyla yine aynı konu aklıma geldi. Arabam yok ama arkadaşımın aracındaydım. O an, sadece trafik değil, hayatın da ne kadar öngörülemez olduğunu düşündüm. Ve garip bir şekilde aklıma tek bir soru takıldı: Kasko teminat limiti nedir? Bu soru aslında o anın değil, son yıllarda biriken küçük…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Alzheimer Genetik Testi Var mı? Bilginin Sınırlarında Bir Felsefi Yolculuk Bir gün bir laboratuvar sonucunun, yalnızca bugünü değil geleceği de açığa çıkarabileceği fikriyle karşılaşmak… İnsan zihni bu ihtimal karşısında hem büyülenir hem de ürperir. Çünkü soru yalnızca tıbbi değildir: “Alzheimer genetik testi var mı?” sorusu, aynı anda hem bir bilgi problemi hem bir varlık meselesi hem de bir ahlak krizidir. Bir genetik testin sonucu, gerçekten “gerçeği” mi gösterir, yoksa geleceğe dair olasılıkları mı üretir? Eğer bir bilgi, kaderi değiştirmez ama algıyı değiştirirse, o bilgi hâlâ masum mudur? Bu yazı, Alzheimer disease ekseninde genetik testlerin ne olduğunu açıklarken aynı zamanda etik,…
Yorum Bırak180 Derece Açı (Opposition) Astrolojide Ne Anlama Gelir? Astrolojide 180 derece açı, yani “opposition”, en çok yanlış anlaşılan ama bir o kadar da abartılı şekilde kutsanan açılardan biri. Açık konuşalım: Bu açıya romantik bir “kadersel çatışma” etiketi yapıştırmak kolay, ama işin aslı çok daha sert ve daha gündelik. Ben İzmir’de yaşayan, astroloji sohbetlerini seven ama her duyduğuna da inanmayan biri olarak söyleyeyim: 180 derece açı çoğu zaman “drama” değil, direkt hayatın kendisi. Çünkü bu açı, iki gezegenin birbirine tam karşıdan bakmasıdır. Ne kaçış var ne de tamamen birleşme. Bir taraf “ben böyleyim” derken diğer taraf “hayır, sen aslında böyle değilsin”…
Yorum BırakUmarız “TYT matematik için en iyi kaynaklar nelerdir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Askbilisim ekibinden sevgilerle! TYT matematik için en iyi kaynaklar nelerdir? Ankara’nın sabahları biraz sert olur. Özellikle kışın, otobüs durağında beklerken ellerini cebine gömüp “bugün de denemede kaç net gelecek acaba” diye düşünen öğrencileri çok net hatırlıyorum. O dönem ben öğrenci değildim ama üniversiteyi bitirip veri analizi işine girmiş biri olarak çevremde TYT’ye hazırlanan çok kişi vardı. Bir kısmı kardeşimdi, bir kısmı iş yerindeki stajyerler, bir kısmı da eski lise arkadaşları. İlginç olan şu: herkes matematik çalışıyordu ama neredeyse herkes farklı bir “kaynak karmaşasında” kayboluyordu. Raflar dolusu…
Yorum Bırakİntraplevral basınç nedir üzerine hazırlanmış bu rehberde Askbilisim olarak işin özünü net biçimde aktarıyoruz. Giriş: Basınç, Beden ve Siyaset Arasındaki Görünmez Köprü İnsan bedeni ile siyasal düzen arasında kurulan analojiler, yalnızca retorik süslemeler değildir; çoğu zaman toplumsal yapının nasıl işlediğini anlamak için güçlü düşünme araçları sunar. Bir organizmanın nefes alıp verme mekanizması ile bir toplumun iktidar ilişkileri arasındaki paralellik, hem kırılganlığı hem de denge arayışını görünür kılar. Özellikle intraplevral basınç gibi fizyolojik bir kavram, yalnızca tıbbın değil, siyaset biliminin de düşünsel alanına sızabilecek kadar güçlü bir metaforik potansiyele sahiptir. Toplumsal düzeni analiz ederken, güç ilişkilerinin nasıl bir “basınç alanı” oluşturduğunu…
Yorum BırakSüper Ballon d’Or: Bir Ödülün Ötesinde Anlatı Katmanları Kelimeler yalnızca iletişim araçları değildir; onlar aynı zamanda zamanın içine sızan, belleği yeniden kuran ve gerçekliği yeniden yazan yapısal güçlerdir. Bir ödül adı bile, tek başına bir anlatı evreni yaratabilir. Süper Ballon d’Or denildiğinde ortaya çıkan şey, yalnızca futbol tarihine ait bir unvan değil; aynı zamanda edebiyatın en eski sorularından birine açılan kapıdır: “Kim hatırlanır ve neden?” Bu sorunun cevabı, sahadaki paslardan çok daha fazlasını içerir. Çünkü her başarı, bir metne dönüşür; her metin, bir yorumlar zinciri doğurur. Futbol burada bir oyun olmaktan çıkar, bir anlatı sahnesi haline gelir. Ve bu sahnenin…
Yorum Bırak297 neyin karesi? Hoş geldiniz! Bu yazımızda “226’nın karekökü nedir” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız. Bazen bir sayıya takılıp kalıyorum. 297 gibi. İlk bakışta sıradan, günlük hayatta pek de karşıma çıkmayan bir sayı gibi duruyor ama zihnim onu bir şeye dönüştürmeye çalışıyor: bir anlam arayışına, bir düzen arzusuna. Matematiksel olarak bakınca 297 neyin karesi sorusunun net bir karşılığı yok. Çünkü 297, tam kare bir sayı değil. 17’nin karesi 289, 18’in karesi ise 324. Yani 297 tam olarak bu iki “düzenli” noktanın arasında sıkışmış durumda. Ne tam 17’ye ait, ne de 18’e. Arada kalmış bir değer. Ama işin…
Yorum BırakGiriş: Bir Sayının Ötesinde Duran Şey Hoş geldiniz! Askbilisim ekibi olarak 24 ayar gram altının fiyatı nedir hakkında güncel ve faydalı bilgiler aktarıyoruz. Bir an için şunu düşünelim: Bir kişi sabah uyanıyor, telefonunu açıyor ve şu soruyu aratıyor: “24 ayar gram altının fiyatı nedir?” Bu soru, yüzeyde oldukça basit görünür. Ancak aynı kişi, bu soruyu sorarken aslında yalnızca bir rakam öğrenmek istemez. Belki bir kararın eşiğindedir, belki de belirsizlik karşısında bir dayanak arıyordur. Ya da daha derinde, “değer nedir?” sorusuna farkında olmadan temas ediyordur. Felsefe tam da burada devreye girer: Etik, epistemoloji ve ontoloji gibi alanlar yalnızca akademik disiplinler değildir;…
Yorum BırakMüzikte “Grave” Nedir? Edebiyatın Yavaş Zamanında Bir Okuma Dil, yalnızca anlam taşıyan bir araç değildir; aynı zamanda zamanı büken, duyguyu katmanlandıran ve insan deneyimini yeniden kuran bir varlıktır. Müzikte kullanılan her terim, aslında edebiyatın da gizli bir sayfasıdır; çünkü her nota, her tempo işareti bir anlatı biçimi önerir. Grave ise bu anlatı biçimleri içinde en derin, en ağır ve en yoğun olanlardan biridir. İtalyanca kökeniyle “ağır”, “ciddi” ve “derin” anlamlarına gelen bu müzikal ifade, yalnızca bir hız göstergesi değil, aynı zamanda bir varoluş tavrıdır. Edebiyat perspektifinden bakıldığında grave, bir metnin iç sesi gibi düşünülebilir; karakterlerin yavaşlayan düşünceleri, anlatının içine sinmiş…
Yorum BırakKelimenin Kimyası: Altının Pas Tutmayan Hafızası Kelimeler yalnızca seslerden ibaret değildir; onlar, insanlığın kendine bıraktığı en kalıcı izlerdir. Bir anlatı kurulduğunda, zamanın pası silinir, anlamın yüzeyi cilalanır ve geriye yalnızca yoğun bir sembolik madde kalır. “Altın neden paslanmaz 3. sınıf?” sorusu ilk bakışta bir fen bilgisi sorusu gibi görünse de edebiyatın aynasında bu soru, maddeyi değil anlamı, kimyayı değil anlatıyı, pası değil hafızayı sorgular. Çünkü edebiyatın alanında altın, bir element olmaktan çok daha fazlasıdır: o, kalıcılığın, değer atfedilen anlatının ve zamana direnen hikâyenin metaforudur. Bu noktada altının paslanmaması, kimyasal bir özellik olmaktan çıkar; anlatıların çürümezliği, metinlerin dönüşmez çekirdeği haline gelir.…
Yorum Bırak